Yandex

Bu makaleyi yazmamın amacı hastalarımızın kafasını sadece bir cerrahın bilmesi gereken teknik işlemler hakkında akıl karıştırıcı ve bilgi kirliliği yaratıcı bir takım detaylarla doldurmak değildir. Ameliyat olmaya karar verirken nelere dikkat etmesi gerektiğine yardımcı olmak ve operasyon öncesi ile sonrası yaşayanacak olan sürece hazırlamaktır. Bilgi sahibi olan kişi daha bilinçli seçimler yapar ve ameliyat sonrası süreci daha sıkıntısız atlatır.

Burun ameliyatı rutin olarak genel anestezi altında yapılır. Böylece hastanın ağrı duyması ve operasyon sırasında kan basıncı düşük seviyelerde tutularak ameliyat sonrası şişlik ve morluklar engellenir. Çok nadiren lokal anestezinin uygulandığı durumlar olabilir. Ancak bu usul geçmişte kalmıştır ya da çok özel sağlık koşulları nedeniyle tercih edilir.

Burun ameliyatına iki teknik ile başlanır. Açık ve kapalı teknik. Açık teknikte burnun iki deliği arasındaki kolumella denilen bölüme bir kesi yapılarak girilir , kapalı teknikte ise operasyon burun deliklerinin içinden gerçekleştirilir. Kapalı teknik nispeten daha basit ve daha az deformitesi olan, burun ucu nispeten daha düzgün kişilerde tercih edilir. Açık teknik ise daha çok işlemin yapılacağı, burun ucunun da belirgin olarak şekillendirileceği, daha komplike burunlarda ya da ikinci düzeltme cerrahisi olan olgularda seçilir. Kimi cerrahlar da alışkın olduğu için iki teknikten birinin taraftarı olurlar ve tüm ameliyatlarında aynı tekniği tercih ederler.

Başlangıç aşamasından sonra ilk sırada yer alan konu burun içinin düzeltilmesi yani nefes almanın sağlanmasıdır. Ülkemizde burun ameliyatlarının çok büyük bir kısmı redüksiyon yani burnu küçültme ameliyatıdır. Burun tıkanıklığı olmayan kişilerde bile burun içi düzeltilmezse , küçültmeden dolayı ameliyat sonrası tıkanıklık yaşanabilir. Burnun dışını şekillendirirken mutlaka içinin de cerrahisi yapılmalıdır.

Ameliyat öncesinde burun tıkanıklığı yaşayan ya da rinoplasti cerrahisini tıkanıklık nedeniyle tercih eden hastalarda burun içinin cerrahisi daha da büyük önem kazanır. Burnu ikiye ayıran septum denen bölmenin eğriliği, dışarıda şekilde de eğrilik yapabileceği için mutlaka şekillendirilmelidir. Septum kıkırdağı hem burnu şekillendirmede kullandığımız materyallerin kaynağıdır. Burnun içindeki konka denen burun etleri de tıkanıklığa yol açabilir. Operasyon sırasında bu yapılara da müdahale edilir ve radyofrekans ya da elektrokoterizasyonla hacimleri azaltılır. Nadir de olsa sinüziti olan kişilere de operasyon sırasında sinüzit cerrahisi uygulanabilir.

Bir sonraki aşama burun kemiklerinin kırılarak şekillendirilmesidir. Bu seviyede osteotomi denen aletlerle burun kemikleri kesilerek şekillendirilir. Son yıllarda bu kemiklere müdahalede elektrotur, piezocerrahi, ultrasonik cerrahi denen yöntemler de uygulanmaya başlanmıştır. Ancak şimdilik bu yöntemler maliyeti arttırmakta ve ameliyat süresini uzatmaktadır.

Sona yaklaşırken burun ucu ve sırtının kıkırdaklarla ve dikişlerle şekillendirilmesi süreci gelir. Bu aşama da cerrahın tüm diğer aşamalar gibi dikkatli ve hassas olması gereken bir süreçtir. Septumdan veya diğer taraflardaki fazlalıklardan alınan kıkırdaklar bu şekillendirme işleminde kullanılır. Burna son rötuşlar bu sırada atılır.

En son safha burnun kapatılmasıdır. Burun şeklinin oturması için silikon tamponlar ve termoplastik alçılar yerleştirilir ve gerekirse ekstra bandajlarla tespit edilir. Bu aşamadan sonra hasta uyandırılır ve nekahat dönemini geçireceği odasına gönderilir.

İşbirliği içinde olduğum kişiler ve ameliyat yaptığım hastaneler

dr-secil.png
haldun-seyhan.png
mujdat-ok.png
Uzman-Doktor-Burak-UZEL.png
monoomente.png
estetik-plastik-cerrahi-uzmani.jpg
istanbulestetica.png
bakirkoy-acibadem.png
aile-hastanesi.png
KULAKBURUN.png
ongutpatoloji.png